Cloud servislerin dezavantajı

Google_health

Google 2012'den itibaren Google Health servisini kapatacagini açıkladı.

Cloud uygulamaların böyle bir riski var.
Eğer siz uygulamayı severek kullanıyorsanız
ama çoğunluk sizin gibi düşünmüyorsa
yada şirket kar edemiyorsa,
sizi hiçe sayıp tak diye kapatıyor uygulamayı..
"Unfortunately" diye baslayan bir mail alıyorsunuz o kadar..

Health kullanmıyordum ama sıkı bir Google Notebook kullanıcı olarak bunu yaşadım.

Graph database nedir?

Graphdatabase_propertygraph

Bundan 5 sene önce veritabanı deyince aklımıza relational veritabanlarından başka bir şey gelmezdi.
İhtiyaçlar yeni teknolojiler doğurdu, NoSQL popülerleşti.

Son günlerde de Graph Database kavramını daha sık duymaya başladım.
Biraz araştırdım edindiğim bilgileri paylaşıyorum.

Graph database, matematikte graph theory olarak geçen yapıyı birebir model alan veri tabanı. Nesneler tablolarda değilde graph'larda tutuluyor.
Bir kayıt node yada edge olabiliyor. Edge'ler nodelar arasında yönleri (birectional) nesneleri tutuyor.
Öğrenci sınıf ilişkisinde 2 node(öğrenci, sınıf), 2 edge ("X sınıfına gidiyor", "Y benim öğrencim") var.

Graph veritabanı nesneler arasındaki bağlantıların (relation) en az nesneler kadar önem taşıdığı modeller için tasarlanmış.
Facebook, Linkedin gibi milyon kaydın birbiriyle ilişkisini en hızlı sorgulamaya çalışan sistemleri aday sistemler olarak düşünebiliriz.

Peki bu ilişkiler relational tablolarla tutulamaz mı? 
Tutulabilir tabiki tutuluyor da..
Yukardaki blog da arkadaş bunu nasıl yaptığını detaylı bir şekilde anlatmış.

Ancak bu blogda da aynı işin daha basit ve performanslı şekilde graph database kullanılarak yapılacağı anlatılıyor.

Performansını tabi bilemiyorum ama daha basit olduğu kesin. 

Spring Social

Spring

Open-source Java dünyasının bence en güzel projesi Spring.
Komplike gözüken bir sistemi nasıl sadeleştirip birbirinden bağımsız modüllere ayırabilirsiniz, en güzel cevabı veriyorlar.

Ayrıca kurdukları temel yapının üstüne farklı ihtiyaçlara cevap veren modülleri eklemekten de geri durmuyorlar.
Bu denemelerinin bazıları cılız kalsa da denemelere devam ediyorlar.

Amaç aynı: Java yazılımcısının işini kolaylaştırmak..
Sırtını Spring framework'e dayanan yazılımcının gönlü rahat, biliyor ki bir problem çıksa dahi sorununa cevap bulabilir.
Esnek framework yapısını kendi senaryosuna uyarlayabilir.

Bugün aldığım mailde Spring Social projesiyle bir Social Web alanına da el attıklarını gördüm.
Facebook için uygulama geliştirmek isteyenler bilirler.
Java geliştirici için bir eziyet olur.
Facebook daha çok PHP yazılımcılarını kayırmakta.
Güçlü bir API'leri var, sayfalarca dokuman da mevcut ama neyi nasıl yapacaksınız bir şekilde bulamıyorsunuz.

Spring Social projesi bu tip sorunları çözmeyi hedefliyor sanırım.
Facebook ile sınırlı değil tabiki, Twitter, Linkedin, Gowalla gibi bir çok popüler API'yi de destekliyorlar.
OAUTH kütüphanesi için bile denenebilir.

Umarım diğer Spring projeleri gibi "Social Integration" işini de basitleştirmeyi başarırlar.

Önümüzdeki günlerde kütüphaneyi deneyebilirsem izlenimimi ayrı bir yazıyla paylaşırım.

Teknolojiye halk karar verir!

Teknoloji

Yaklaşık 5 sene önceydi.
Bilgisayar Mühendisliği'nin son senesinde dersimize Microsoft, IBM gibi şirketlerden mühendisler konuk öğretmen olarak katılıyordu.
Bize semantik web'den, yakın gelecekte, web'in akıllanacağından, sitelerin birbiriyle haberleşeceğinden, her sitenin içeriğini anlamlandıracağından bahsediyorlardı.
Noldu, semantik web kasıp kavurdu mu? Biraz teoride kaldı gibi...

Gene 4-5 sen önceydi.
XML, WSDL, UDDI... Okuyup araştırıyordum.
Tüm bunlar zeki ve tecrübeli muhendislerimizin bizler için kurguladıkları web servis yapılarıydı.
Öğrenmesi zordu, sıkıcydı. Bir web sitesinden bilgi almak için bunca şeye ne gerek vardı.
Nitekim biz naptık REST, dedik, sadece get/put/post yaparız karşı taraf anlar dedik.
Artık yeni API yazanlar JSON'u tercih ediyor, kolay ve herkes anlıyor.

2-3 sene kadar önce hatırlarsınız, Türkiye'deki operatorler 3G'ye geçişlerini duyuruyorlardı.
Hepsi de Görüntülü Konuşma'yı öne çıkarıyorlardı.
Onlara göre 3G'nin en önemli kullanımı, getireceği devrim görüntülü konuşmaydı.
Biz naptık, 3G'li telefonda? Facebook'a girdik, tweet attık.
Şimdi artık ikna oldular reklamlarında Facebook, Twitter'dan geçilmiyor.

Şimdi de bir HTML5 / native app karşılaştırılması yapılıyor.
Teknik abilerimiz, HTML5 yaz heryerde kullanılsın diyorlar.
Ama trend öyle demiyor.
iphone appsotre ve android app market trilyon download rakamlarına ulaştı.
Çünkü biz native app'ın hızını, tarayıcıya adres yazmaya tercih ettik.

Tüm bu gözlemlerimden kendi adıma çıkaracağım sonuç:
Sen bir deha olabilirsin, fikrin sana göre çok üst düzey bir fikir de olabilir.
Ancak en nihayetinde çıkaracağın ürünün son kullanıcısı senin kaderini tayin edecektir.
Bu anlamda son kullanıcının nabzını iyi tutan, hatta birebir onlardan biri olan girişimcilerin şansı vardır.
Onlara bir şey öğreten değil, onların ihtiyacını onların tercih edeceği şekilde çözen birşeyler üretmelisin.
Teknolojinin amacı insana hizmet etmek ise, bunu sen de kendine amaç edinmelisin.

NFC teknolojisi nedir?

Android-nfc

 

Android sık sık yeni sürümleriyle kendini güncelliyor ve yeni teknolojilere destek vermeye başlıyor. Rekabet içindeki üretici firmalar da en kısa zamanda  bu teknolojiyi son kullanıcıya yeni modellerle sunmak için yarışıyor.  Android’in tüketiciyi en son mobil teknolojiyle tanıştırma konusunda liderlik yaptığına bir örnek daha: NFC teknolojisi.

 

NFC nedir?

Near Field Communication. Yani sadece yakın bir alanda, iletişimi sağlayan kablosuz iletişim teknolojisi. Sadece yakın alanları (maksimum 4 cm) kapsaması bir avantaj, çünkü mobil ödeme gibi kullanım senaryoları için bu bir olmazsa olmaz güvenlik unsuru.

NFC’nin Bluetooth’dan farkı nedir?

En önemli farkı, pasif yani güç kaynağı olmayan bir barkodu (RFID barkod) NFC ile okuyabilirsiniz. Ayrıca bluetooth’a göre çok daha küçük bir enerji tüketimi var. 

NFC’nin Kullanım Alanları nelerdir?

Mobil ödeme: Diğer teknik blogları tararsanız, herkes Google’nin ağzından konuşup o ne diyorsa tercüme ettiği için bu teknolojinin sadece mobil ödeme için kullanılabildiğini zannedersiniz. Evet Google’nin bununla ilgili bir çalışması var. Kredi kartınızı android telefonunuza tanıtıp ödemelerinizi telefonunuzu cihaza yaklaştırarak şifre vesaire girmeksizin hızlıca yapabileceksiniz. Ancak bu teknolojinin başka kullanım senaryoları da mevcut.

Elektronik Anahtar: Evinizin, arabanızın kapısını, telefonunuz ile açabileceksiniz. Okullar, oteller ve işyerleri de bu çözümü tercih edebilir. Çünkü bu sayede giriş çıkış çok kolay bir şekilde dijital ortamdan takip edilebilir.

Checkin: Lokasyon bazlı servislerle popülerleşen bir terim checkin. Yani bir yerde bulunduğunuzu sanal aleme ilan etme. Bunu mekanın barkoduna telefonunuz yaklaştırarak saniyeler içinde gerçekleştirebilirsiniz.

Sosyal Paylaşım: Örneğin yeni biriyle tanıştınız yada arkadaşınızın telefon numarası değişmiş. Telefonlarınızı birbirine yaklaştırıyorsunuz, karşılıklı bilgiler güncelleniyor.  Örneğin hashable’nin android versiyonu NFC’yi desteklemey başladı bile. http://hashable.com/beta

Mobil Multimedya: Örneğin bir müzeyi geziyorsunuz. Telefonunuzu ilgili chipe yaklaştıracaksınız, eseri tanıtan video telefonunuzda çalmaya başlayacak.

Kimlik: Örneğin hastaneye kayıt yaptırıyorsunuz, NFC chipli kimliğinizi yada telefonunuzu okuyucuya yaklaştırıyorsunuz, kimlik bilgileriniz sisteme aktarılıyor.

NFC Android’e özel midir?

Hayır. Örneğin Nokia da Symbian telefonlarında NFC teknolojisini desteklemeyi planlıyormuş. Belki iphone5′de de desteklenebilir. ama her zamanki gibi teknolojinin öncüsü Android :)

Android Asmaca oyunumuz Android Market'te?

Androidasmaca
Bir süredir çok genç ve müthiş üretken bir ekiple android uygulamalar geliştiriyoruz.

En son da bildiğimiz adam asmaca'nın Android versiyonunu markete yayınladık.

Android Asmaca:

Diğer uygulamalarımız:

Androturk web sitesi:

Bizi takip edin, yeni uygulamalarımız yolda..

Android developer sitesine neden Türkiye'den girilemiyor?

Androidcensored-500x435

Android öğrenenler ve geliştirenler için vazgeçilmez bir kaynak.

Mükemmel dokümantasyon, kod örnekleri..
Ama maalesef ülkemizden giremiyoruz.

Neden http://developer.android.com adresine girilemiyor?

Çünkü Google bu dokuman sitesini Google App Engine altyapısından sunuyor.
Google name server!ları üzerinden alan adını ilgili app engine uygulamasına yönlendiriyor.

Muhtemeldir ki aynı altyapıyı kullanan bazı uygulamalar, ülkemiz mahkemelerince yasaklandı.
Yetkin mühendislerimiz de artık alan adı üzerinden değil de IP üzerinden kısıtlamaya gittiği için altyapıyı kullanan, yani aynı IP'yi paylaşan tüm uygulamalara erişim yasaklanmış oluyor.
Şehrinizde adamın teki elektriği kullanarak yasal olmayan bir şey yapıyor, yetkililer tüm şehrin elektriğini kesiyorlar.
Bu saçma durum karşısında Google kılını kıpırdatıyor mu ondan da emin değilim.
Türk gençler Android'in dokumanlarına erişemiyorlar, bu gözde teknolojiyi öğrenemiyorlar.
Kimin umrunda?

Benim umrumda:

Aşağıdaki link direk app engine uygulamasına ulaşmanızı sağlıyor. 
Yani birebir androd developer sitesi.

Android Market'te radikal değişiklikler?

Market-300x210

 

Android Market Google'nin diğer ürünleri gibi oldukça sade(ydi). Bana göre hava hoş, sadeliği seviyorum ama ancak herkes benim gibi düşünmüyor. Eğer rakibiniz "imajı kendisinden büyük" olan iphone ise siz de karşı hamleler yapmalısınız. Geçen hafta Google CEO'sunun (Schmidt) android marketteki uygulama satış oranından şikayetçi olduğunu duymuştuk. Biliyorsunuz %30 oranında satış payı alıyorlar, gelir beklentileri büyük. Bu gelişmeler üzerine market'te değişiklikler bekliyorduk. Dün akşam farkettim, bugün de mail atıp bilgilendirmişler. Radikal değişiklikler yapmışlar.

1- Web Arayüzü: Uygulamalara web'den ulaşamıyordunuz. Appbrain yada Androlib gibi android web servisleri üzerinden beslenen sitelere muhkum kalıyordunuz. Onlar da belirli aralıklarla bilgilerini güncelliyordu doğal olarak. Telefonu olmayan birine uygulamalarınızı anlatmakta zorluk çekiyordunuz. Yada web üzerinden yeni uygulamaları keşfetme ve araştırma imkanınız yoktu. Hangi mantıkla bu eksikliğe bunca vakit göz yumdular anlayamadım. Ama bence açıkladıkları değişiklikler arasında en acil olanı buydu. Şimdi http://market.android.com/ adresinden tüm kategorilere, tüm uygulamalara erişebiliyor,  arama yapabiliyorsunuz. Ben alıştım siz de bilin, Google'nin ürün launch'ları sorunlu oluyor, sitede eksiklik ve sorunlar göreceksinizdir. Uzun uzadıya sürdürülen testler süreçlerinden  nefret ettiğim için olabilir,  rapid şekilde geliştirilmiş bug cenneti uygulamalar beni hiç de rahatsız etmiyor.

2- Farklı para birim uygulaması: Uygulamaları kendi para biriminizle görebiliyor, ödeyebiliyorsunuz. Bence bu geliştirmenin yerine marketin ödeme sisteminin daha fazla ülkede yer almasını sağlamalılar. Bu değişiklik bu bakımdan beni heyecanlandırmadı. En azından paypal ile bir anlaşam yapılarak Türkiye gibi sıkıntı çekilen ülkelerde ücretli uygulama sistemi getirelebilir.

3- In-App Payment: iphone'da varolan bir sistem. Uygulama içinde herhangi bir özelliği satışa sunabiliyorsunuz. Fikir tabiki güzel, ancak uygulaması çok önemli. Developer'lar için işkenceye dönüşmemeli. Bu özellik kullanıcılar için farklı ve esnek ödeme sistemleriyle birlikte sunulmalı.  Ödemelerin Gsm şirkelteiryle anlaşılarak faturaya yansıtılması en iyi çözüm olacaktır. Oyun içinde 16 haneli rakam girmek zor olacaktır.

Sonuç: Market üzerinde yaptıkları geliştirmeler ve denemeler olumludur. Ancak Google'nin iş modelinde free, open kelimeleri önemlidir. Eğer oluşturdukları sinerjiyi paraya dönüştürmek istiyorlarsa, arama motorunda yaptıkları gibi reklam modelleri üzerine odaklanarak yapmaları bence daha yararlı olacaktır. Admob, Adsense karmaşasını entegrasyon ile tek güç haline getirebilirler. Mobil için farklı ve zengin reklam seçenekleri üreterek Free uygulamalar üzerinden kazandıkları parayı artırabilirler. iphone'un uygulama satışından kazandığı parayı kıskanmak, Google'yi Google yapan free-open kelimelerinden uzaklaştırabilir.

İnternet sadece internet değildir!

Embassyprotest

Dünya kupalarının sevilen deyişidir. 

Futbolun spor dışındaki sosyal yaşama etkisini, milletleri biraraya yada karşı karşıya getiren gücünü anlatmak için kullanılır.
Futbol sadece futbol değildir.

İran seçimlerinin ardından muhaliflerin twitter üzerinden anlaşarak düzenledikleri protestolara şahit olduk. 
Wikileaks'in Tunus ile ilgili yayınladığı belgelerin ardından Tunus'ta halkın hükümeti devirdiğini gördük. 
Arap ülkelerinde dikta yönetimlerine karşı eylemler yayılıyor, Mısır'da binlerce insan sokakta...
Tüm bu olaylarda ortak bir katalizör var, sosyal medya ve internet...

İki farklı görüş ortaya atılabilir, romantik ve septik:

Romantik
İnternet demokrasinin gerçek anlamıyla egemen olduğu bir ortamdır.
Wikileaks ve özgür haber siteleri sayesinde gizli saklı hiçbir şey kalmıyor, halkı kandırmak eskisi gibi zor değil.
Facebook, Twitter gibi ortamlar sayesinde insanlar olayları birlikte tepki gösterebiliyor, sosyal refleksler eskisinden çok daha güçlü..
Eskiden haksızlıklara boyun eğmek kalmak zorunda kalan sessiz çoğunluk internet sayesinde topluca haykırabiliyor: Özgürlük!

Septik:
Bunlar Amerika ve İsrail'in rejimleri yönlendirmek için kullandığı yeni taktiklerdir.
Wikileaks ile istedikleri liderleri zayıflatıyorlar,
Facebook ve Twitter ile kitleleri galeyana getiriyorlar. 
İnternet sayesinde girmedikleri ev, sahip olmadıkları bilgi kalmadı.
23 yaşındaki dolar milyarderi çocuklar ise bu plandaki vitrin mankenleri.

Hımm..
Benim görüşüm mü ne?
Ben biraz romantik tarafa yakınım.
Satranç oynayanlar bilirler.
Piyon en değersiz taştır. 
Ancak piyonlar birbiriyle temas halinde çapraz dizildiklerinde oyunun kaderi değişir, vezir düşer.
İnternet, piyonların temas halinde olması değil mi?

Saman Alevi Girişimler

Salev

 

Küçükken babam sobada neden kömür yerine kağıt yakmıyor diye düşünürdüm.

Bunun teknik bir tabiri var mı bilmiyorum ama bahsetmek istediğim girişim tipi; 
kısa zamanda dilden dilde dolaşan büyük ilgi gören, ancak zaman içinde adım adım gördüğü ilgi azalan web girişimleri.

- Genelde ilginç ve viral nitelikte olurlar. Görenler ne güzel bir fikir der, içerik yada sunumu oldukça ilginç bulup arkadaşlarıyla paylaşırlar.
- Net bir şekilde kullanıcıya maddi yada manevi bir "yarar" sağlamazlar bu sebeple kullanıcı bir kere görür ama ertesi gün bu siteye tekrar girmek aklına genel gelmez. Ertesi gün aklına gelse bir hafta sonra gelmez.
- Stabil trafikleri olmaz, kısa zamanda zirve yapıp başaşağı düşerler.

Örnek: En güncel örnek chatroulette. Çoğumuz biliyordur, siteye giriyorsunuz rastgele birini webcam'i üzerinden karşınızda buluyorsunuz.
Çok orjinal bir fikir. İnanılmaz viral, herkes birbirine anlattı. Ama sonuçta trafik ve değer olarak düşüşe mahkumdu.
Somut olarak hiçbir ihtiyacı karşılamıyor.
Bunu sitenin kurucusu Ternovskiy da farketmiş ve şöyle örneklendirmiş: "Chatroulette güzel bir film gibi, insanlar bir sinemaya gidiyor izliyor, ama sadece bir kez gidiyor."
Ternovskiy geçen aylarda Amerika'da pek çok yatırım teklifini reddetmişti. Kendi de ifade etmiş ki; şimdi buna pişman çünkü site düşüşe geçti, şu an istese de o teklifleri alamaz..

Kendimden de bir örnek vereyim: www.twitwinner.com
(Not: Türkiye'de Google name server'lar bazen ulaşılamaz oluyor şu linki deneyin: http://twewinner.appspot.com/  )
Paylaştığım arkadaşlarım, süper fikir dediler, günlük unique user binleri geçti, killerstartups' da en çok oyu alan ikinci girişim oldu vesaire...
Ama sonrasında düşüşe geçti, oldukça sakinleşti :)
Bu projeninde kullanımda süreklilik sağlayabilecek bir faydası katma değerinin olmadığı aşikar, sönmeye mahkumdu ki öyle oldu.

Web girişimine başlamadan önce girişim fikrinizle ilgili şu soruları cevaplayabilirsiniz.
- Girişim bittiğinde kendiniz bizzat siteyi ne sıklıkta kullanırsınız?
- Yada hedef aldığınız kitle ne sıklıkta kullanır, hafta birkaç gün girer bakar mı yoksa hatırlatmazsanız unutur mu?
- Proje kullanıcısına ne sağlıyor, ne getirisi var? Net bir cümleyle bu soruya cevap verebiliyor musunuz?

Bu tip soruları çoğaltmak mümkün bunlar girişiminizi uzun vadeli mi yoksa saman alevi ni olacağı konusunda ipuçları verecektir.

"Benim süper bir fikrim var ama muhtemelen dediğin gibi kısa vadeli ne yapmalıyım vaz mı geçmeliyim?" diyorsanız. 
Gerçekten fikriniz viral özelliğie sahipse yani kısa zamanda paylaşım yoluyla geniş kitlelere ulaşabilecek yapıdaysa, 
ve bir de projeyi gerçekleştirmek için maddi anlamda önemli bir yükün de altına girmeyecekseniz
fikrinizi gerçekleştirin, ancak trafik olarak zirve yaptığı anda satın. 
Uzun vadeli reklam kazanç modelini kafadan atıp fikrinizin üzerine katkı yapabilecek onu dönüştürebilecek yatırımcılarla anlaşın hemen.
Örnek: http://threewords.me/  Çinli genç bir arkadaşın (Mark Bao) girişimi. 
Tüm techno bloglarda kendine yer buldu inanılmaz viral. 
Ama bence bu girişim de saman alevi tarzında. Yani her gün girip kendinizi üç kelimeyle ifade eder misiniz?
Yoo, bir kere girersiniz, arkadaşlarınıza da bakarsınız, muhtemeldir ki tekrar da uğramazsınız.
Genç girişimcimiz de bunu farketmiş olmalı ki hemen satmaya karar vermiş
Ayrıca şu projesine odaklanmak istediğini belirtmiş http://supportbreeze.com/
Proje tutar mı bilmem ama somut yararını tek cümleyle ifade edebiliyor: "Müşterilerinize en kolay şekilde teknik destek vermenizi sağlar"

Girişimci olarak yaşayabileceğimiz muhtemel tehlike kendi ürünümüzü hakkettiğinden çok daha fazla değer vermek olabiliyor.
Kendi hayal dünyamıza sıkışıp ürünümüzün noksanlarını görmekte zorlanabiliyoruz.
Farklı insanlara görüş sorabiliriz ama maalsef o kadar çok enerji yutan heves öldüren karamsar (kendilerini rasyonel ve gerçekçi diye tanımlarlar) insan var ki 
onların negatif enerjileri biz girişimcileri olumsuz etkileyebilir, iyisi mi uzak durun onlardan, rasyonel dünyalarına pek ilişmeyin :)
Ancak onlara direnç gösterelim derken bu sefer ürünümüzü aşırı büyütüp eksiklerini görmezden gelebiliriz.
En iyisi açık fikirli, pozitif insanların görüşlerini alalım, bunun yanında objektif bir gözle kendimizi hedef kitlemizin yerine koyarak, empati yaparak
girişim fikrimizi tarafsız gözle sorgulayalım.